1969 Detroit doğumlu Craig, Amerika’nın 1960 sonrası geçirdiği sosyo-politik değişimlerin yanında 80’li yılların teknolojik devrimine de şahit oldu. Otomotiv sanayinin ağırlığını her yerde hissettirdiği Detroit’te elektronik ve teknolojiyle ilgilenen diğer herkes gibi o da bu endüstriyel ortamdan etkilendi. Craig’in müzikal tercihlerinin şekillenmesinde ağabeyinin de payı büyüktü. Sadece dans müziği ve funk değil, new wave ve rock da ilgi alanları arasındaydı. Tüm bu farklı kaynaklardan ve birbirinden farklı müziklerden beslenirken, Carl Craig kendini elektronik müzik ve synthesizerlarla uğraşırken buldu.
Craig sanat yaşamına efsanevi techno/house prodüktörü Derrick May’in yanında bir nevi çıraklıkla başladı. May’e prodüksiyonlarında yardımcı olurken bir yandan da live grubunun klavyecisi olarak onunla Avrupa’yı turluyordu. Gençken gitar çaldığından müziğe yatkın olsa da ve stüdyoda prodüktör olarak çalışmak için sağlam temelleri bulunsa da birçok şeyi May’den (Juan Atkins’le beraber) öğrendi. Sadece teknik anlamda değil, müzisyen olarak yaşamanın ayrıntıları hakkında da.
Carl Craig’in ilk kaydı 10/Virgin’in 1989 tarihli Techno 2 toplamasında yer alan “Elements”di. Onu aynı sene Transmat’den çıkan “Crackdown” izledi. Hem Amerika hem de Avrupa’da dinleyiciler ve techno DJ’leri tarafından coşkuyla karşılanan her iki parça da “Psyche” adı altında yayınlandi. “Elements” ve “Crackdown” diğer eski dönem çalışmalarıyla beraber bu sefer de BFC’den yayınladığı “Elements” albümünde yer aldı.
Craig’in sıradaki kaydı ise kilometre taşı sayılabilecek “4 Jazz Funk Classics”di. Alter-ego 69’dan çıkan EP’nin ismi bile insanları müzik tanımlarını değiştirmeye zorlama amacını taşıyordu. Bu EP, aynı zamanda, kendi bağımsız plak şirketi Planet E’den çıkan ilk kaydıydı. Carl Craig’in müziğini ortaya çıkaran en temel prensiplerden biri kategorileri bozmak. En bilineni “Paperclip People” olan çok çeşitli isimler altında yayınladığı geniş bir spektrumdaki müziklerden sonra ilk defa 1995 çıkışlı “Landcruising”de kendi ismini kullandı.Bu albüm onu dans pistlerinden kompleks ve duygusal bir müzik anlatıcılığına kaydırdı. Kendi adıyla yayınladığı 2.albüm olan “More Songs About Food & Revolutionary Art” ise yaşamının kişisel ve sosyal yönleri üzerinde bir meditasyon niteliği taşıyordu.
Bütün bu diskografinin yanında, Craig aynı zamanda birinci sınıf bir remiks üstadı olarak da tanınıyor. Tori Amos’un “God” adlı parçasına yaptığı remiks bir dans klasiği oldu. Inner City, Incognito gibi onlarca isme yaptığı remiksler DJ’lerin favorisi haline geldi.
Craig 2001 yılında efsanevi caz pianisti Herbie Hancock’un “Future 2 Future” albümü için onunla bir çalışma yaptı. Carl Craig aynı zamanda Detroit Electronic Music Festival’in de kurucusu. 1991’de kurduğu plak şirketi Planet E ise halen Craig’in kendi işlerini yayınlamanın yanında Kevin Saunderson, Moodymann, Alton Miller, Mike Clark, Recloose gibi isimleri temsil ediyor.
2008 yilinda ise Carl Craig Studio !K7’den Sessions adlı bir complation çıkardı. Sessions, bizlere Craig'in prodüksiyonları ve remikslerinin ne kadar heyecan verici ve kendine özgü olduğunu; ve de Carl Craig'in neden bu işin tepe noktasında olduğunu tekrar hatırlatan bir albüm.